Tatlı Paris ve Montmartre’da Bir Kahve Molası

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

photo

Paris’e gelip de Versailles (Versay) Sarayı’na gitmek yerine geç saate kadar uyuyup sonra sokaklarda aylak aylak dolaşana ne kadar turist denir emin değilim. Ancak iki gün dere tepe demeden yürümeye dayanamamış dizlerim beni böyle bir tembellik yapmaya itti. Kötü de olmadı sanırım çünkü kendimi Montmartre pazarının karşısındaki bir kafenin sokağa bakan sandalyelerinde oturup kahve içerken buldum.

Montmarte bizim İstanbul’un Cihangir’Ii gibi turistlerin bildiği bir yer olmakla birlikte, hayli yerel bir bölge. Turistlerin yoğunlaştığı Sacré Cour çevresinden biraz uzaklaştığınız zaman orta ve üstü sınıfın sebze, meyve alışverişini yaptığı manavların bulunduğu, entellektüel görünümlü bir kesimin de kafelerde gazetelerini okuduğu bir bölgede buluyorsunuz kendinizi. Burada gördüğünüz turistler de biraz yukarıdaki bölgenin aksine kompozisyonu bozmuyor, doğal hayatın içinde eriyip gidiyorlar adeta.

Sokağa bakan masalarda espressomu yudumlarken buradaki kahve ve sosyalleşme kültürünü gözlemliyorum ve ister istemez İstanbul ve arada sırada bana ev sahipliği yapan Floransa ile karşılaştırıyorum. İtalyanların telaşlı ama pratik; bizim ise gürültülü ama samimi bulduğum sosyalleşmesinin aksine burada kendinizle ya da sevdiğiniz dostlarınızla başbaşa vakit geçirebileceğiniz sessiz ve huzurlu bir ortam var. Kahve İtalya’daki kadar güzel değil ama espresso isteyince burada İtalya’dakinin iki katı bir kahve geliyor. O nedenle şikayet etmiyorum ama neredeyse kahve bardağından taşacak. Aynen Paris’te yaşayan İtalyan arkadaşım Valeria’nın dediği gibi. Ve işte yanımdaki çiftin ısmarladığı iki kadeh şarap da geldi. Valeria’nın sesi kulaklarımda “burada (Paris’te) kahveyi ağzına kadar doldururlar, ama şarap sipariş etsen kadehin dibinde ancak şu kadarcık şarap gelir!”

Kahve’nin İtalya’daki gibi güzel olmaması keyfimi bozmuyor çünkü ortam gerçekten çok güzel. Ayrıca kahve o kadar güzel olmasa da yanında yiyebileceğiniz tatlılar aklınızı başınızdan alıyor adeta. Öyle ki Paris’te yaşayan başka bir arkadaşımın tavsiye ettiği makaron, milföy, karamel yiyebileceğim ve sıcak çikolata içebileceğim yerleri neredeyse bir günde bitirdim bir önceki gün. Şu kitapçıda gördüğüm yemek kitabının adı kadar var: “Sweet Paris”. Bu tatlıları neredeyse heryerde buluyorsunuz ama benim gibi buranın yerlilerini heyecanlandıran yerleri denemek istiyorsanız işte mutlaka denemeniz gereken birkaç yer:

Ladurée

IMG_0928

Buranın makaronlarını mutlaka denemelisiniz. Ladurée İstanbul’da da var ama orjinal yerinde denemesi farklı oluyor. Ne kadar taze olduğuna inanamayacaksınız. Burada caramel beurre salé’nin mutlaka tadına bakın. Bir de burada bir zamanlar makaron ustası olan Pierre Herme‘nin daha yenilikçi tariflerini sunduğu kendi yeri de denemeye değer.

IMG_0929


Jacques Genin

IMG_3320

Çok vaktiniz yoksa bile karamel satın almak için beş dakika uğrayın derim. Daha güzel karamel yiyeceğiniz bir yer bulabilir misiniz bilmiyorum.

IMG_1002

Ama eğer vaktiniz var ise ve tatlı komasına girmek niyetindeyseniz buraya kadar gelmişken Jacques Genin‘in mille feuille praliné ya da vanille‘yi ve menüde sıcak çikolata olarak yerini alan erimiş çikolatasını tadın.
IMG_1005

 


Julien

IMG_2666

Tatlı yemeğe doyamam diyorsanız, size bir diğer tavsiyem de Brasserie Julien‘e uğramanız. Burada olağanüstü tatlılar, olağanüstü servis ediliş şekilleri ile başınızı döndürecek. Crème brûlée ve Crêpes Suzette’si denemeğe değer.


Odette

IMG_1016

Son olarak, Notre Dame de Paris‘e bence en güzel açıdan bakan ufak ve şirin bbu dükkandan bahsemezsem olmaz. Odette‘i bana kimse tavsiye etmedi, şans eseri yolda yürüreken birden karşımıza çıkıverdi.  Bu güzel manzaranın keyfini o muhteşem choux-a-la-creme yani kremalı puf ve kahve eşliğinde çıkarma fırsatı bulduk.

IMG_1017

Fransız Mutfağı’dan daha iki gündür edindiğim izlenimlerin notlarını Montmartre’da oturduğum bu güzel yerde çıkartırken zaman nasıl geçmiş anlamamışım. Oysa Fransa’nın milli yiyeceği diyebileceğimiz krep’ten bahsedecektim. Krep deyip geçmeyin; tatlı, tuzlu ve hatta alkol ile marine edilmiş binbir çeşit krep var. Ne yapalım, o da artık başka bir yazının konusu olsun!

Bumerang - Yazarkafe

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

  • Bumerang - Yazarkafe