Mersin’de bici bici zamanı!

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

dscn5080

Bici bicinin adı içinde bulunan ‘bici’ adı verilen su ve nişastanın kaynatılmasından oluşan bir çeşit muhallebiden geliyor. Muhallebi küt küt kesilmiş halde tabaklara konuyor. Üzerine buz rendelenip şerbeti ekleniyor. Şerbeti kızılcık şerbeti ve meyan kökünden yapılan bir şurup ve gül suyundan oluşuyor. Bici olmayınca karsambaçtan farkı yok aslında. Ama bici bicinin daha doyurucu olduğunu söylemeliyim.

Eskiden Adana-Mersin dışında pek bilinmezdi bici bici… Şimdilerde daha bilinir oldu ama yine de İstanbul’da pek duyulmuş değil. Çocukluğumun geçtiği Mersin’de sık sık yerdik bici bici. Yılın sadece iki ayı soğuk olan bu şehirde özellikle sıcağın tavan yaptığı yaz aylarında arkadaşlarla kafamızı havuzdan çıkarıp şehre indiğimizde bir saat içinde sıcaktan bunalıp kendimizi mutlaka bir bici bici arabasının önünde bulup dilimiz kıpkırmızı olana kadar bici bici yerdik. Şimdi de ne zaman Mersin’e yolum düşse sıcak başıma vurmak üzereyken bir seyyar ‘bici bicici’ görüp serinleyip yoluma devam ediyorum. Gerçi artık seyyar bicibicici bulmak pek kolay değil.  Çarşı içerisinde dükkanlarda daha ‘hijyenik’ olarak da yiyebilirsiniz. Ama bici bicinin yıllarca hiçbir dükkanda bulunmayıp seyyar olarak satıldığını da unutmamak lazım…

Ben buraya yolum düştüğünde seyyar arabada görünce çekinmeden yiyorum eski zamanların alışkanlığı ile. Ama eğer bulamazsam çarşıda İstiklal Caddesi’ne yolum mutlaka düşüyor. Burada bir durup bir tabak bici bici yemek bu sıcaklarda çok iyi  oluyor…

img_0210

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Comments are closed

  • Bumerang - Yazarkafe