Hrisi

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

IMG_3159

Ailenin tüm kadınları bir kazan etrafında toplanmış, evde bir telaş, bir kargaşa… Tuzu kontrol edildi mi? Aman içinde kemik parçası kalmasın! Abi gel senin kolların güçlü, bir de sen vur kaşıkla… Tüm bu titizlenme çocukken bize sevdirmek için “sakızlı yemek” diye tanıttıkları Hrisi için…  Geceden ağır ateşte haşlanmış et ve buğdayı dövüyorlar ama, o ne dövmek, sanırsınız yeni bir Dünya Savaşı kopuyor… Herkes elini taşın altına koyuyor 1-2 dakika kocaman bir tahta kaşık yardımıyla eti ve buğdayı sakız kıvamına gelene kadar, kelimenin tam anlamıyla dövüyorlar.

Buğday ve et suyu (ya da et) ile pişirilen “hrisi” keşkek, Anadolu’nun birçok yerinde halise, hellise gibi isimlerle anılsa da her yörenin kendine özgü bir tarifi var. Çoğu yörede et suyuna yapılırken, bazı yerlerde – biz Antakyalılarda olduğu gibi et ile pişirildiği de oluyor. Ama hepsi de özel günlerde; bazen bayramlarda bazen de ölüyü yad etmek için yapılıyor. Bu yazıda anlatacağım ise Antakya bölgesindeki halkın yaptığı versiyonu.


İçindekiler:

  • 2 kilo koyun eti (kaburga)
  • 3.5 kilo dana eti (kaburga)
  • 3.5 kilo buğday
  • yarım kilo kuyruk yağı
  • yarım kilo dana kıyma
  • tuz, kimyon

Anneannem Zekiye Bolşen’i kaybetmemizin ardından dört yılı aşkın zaman geçti; annem her sene onun ruhuna Hrisi yapıyor. Almanya’dan teyzeler geldikten sonra hazırlıklar yapılmaya başlanıyor. Buğdayın kaliteli olması önemli. Ette ise koyun eti tercih ediliyor. Bazılarına ağır geldiği için artık koyun ve dana eti karıştırılarak yapılıyor. Etler bir geçe önceden kanı iyice akana kadar yıkanıyor. Annemin tabiriyle bembeyaz olana kadar… Buğday suya konuyor, iyice şişmesi sağlanıyor.

IMG_3051

Sabah beş gibi kalkılıp et ve buğday ateşe konuyor. Altı iyice kısık bir şekilde 3-4 saat pişiyor. Pişmeye hazır olana kadar bir yandan kuyrukyağı ile beraber kıyma kavruluyor…

IMG_3056

Yavaş yavaş eve kalabalık toplanmaya başlıyor. Ama ne kadar kalabalık olursa olsun ölünün ruhununa bu yemeği yapan, niyet eden kişi gelmeden hrisi dövülmeye başlanmıyor. Annem geldikten sonra kolları sıvıyoruz. Asıl terane bundan sonra başlıyor zaten.  Belki 1000. kez yapılıyor ama aralarında bu kadar anlaşmazlık nasıl çıkabiliyor, ya da daha yapım aşamasında daha seri, daha sakin nasıl olamıyorlar bilmiyorum. Belki de ölüye verilen değer ile açıklanabilir diye düşünüyorum.

IMG_3078

IMG_3067

IMG_3154

Kazan altı kaymayacak şekilde yerleştirildikten sonra herkes eline tahta kaşığı en az bir kere alıyor. Ama sanmayın ki kolay bir iş. Hem kas gücü  hem de tekniği iyi bilmek gerekiyor; ee biraz da dikkat lazım. Küçük bir tencerede yapsanız tamam ama mevzu bahis 5.5 kilo et 3.5 kilo buğday ve bir de kocaman bir kazan. Kaşığı ters çevirip önce dibe daldırıp sonra yukarı kaldırırken bir de tencerenin bir duvarına doğru vurmanız gerekiyor.

Seri halde 10-15 dakika boyunca duyulan tak-tak-tak seslerinden sonra buğday et ile iç içe geçiyor. Tabaklar ardı ardına uzatılıyor, bir koca kaşık hrisi, bir-iki çorba kaşığı kıyma ekleniyor, bolca kimyon serpilip sofrada yerini alıyor.

Dedim ya, tüm bu telaş, yad etmek istediğimiz sevdiklerimiz için. Ya da hayatta olan olmayan sevdiklerimizle birlikte bayram etmek için. Sonuçta ortaya çıkan yemek tüm bu telaşa değiyor!

IMG_3169

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

  • Bumerang - Yazarkafe