Oca 182015
Tadımlık Okumalar (12-18 Ocak, 2015)
Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

 

Bu hafta sizleri YaptımYedim’de haftanın her pazar günü keyifle okuyabileceğiniz yeni bölüm ile tanıştırmak istiyorum. Aklımı uzun süredir meşgul ediyordu böyle bir köşe hazırlamak. Özellikle yabancı dilde yazılan bloglarda çok sık gördüğüm ve imrendiğim bir özellikti. Büyük sorumluluk! Hafta boyunca yeme-içme kültürü hakkında yazılmış çizilmiş herşeyi takip etmek, güzel yazıları bulmak ve bunları paylaşmak pek kolay değil. Ama bence buna değer… Ee, hadi başlayalım o zaman…

İstanbul’da gerçek bir Çin lokantası…

Bu haftanın en güzel aktivitesi eşimle İstanbul’da yaşayan Çinli bir dostumuzun tavsiyesi üzerine gittiğimiz Çin lokantasıydı. Malum, yakında Şanghay’a taşınıyoruz eşimle, Çin yemeğinin gerçeğini orada yiyeceğim. Ama dostumuz çok övdü gittik, iyi ki gittik. Mekan hakkında birşeyler de karaladım. Burada okuyabilirsiniz. 

Yaratıcı bloglar…

Saveur tarafından 2014’ün en iyi bloğu seçilen “i am a food blog” adlı siteyi ne zamandır inceliyorum. Büyük bir özenle yapıldığı aşikar. Tarifler, gezi yazıları çok keyifli… Bunun yanında çok da şeffaf… En çok sorulan sorular (FAQ) kısmı bence blog yapmaya yeni başlayanlar ya da başlamayı düşünenler için yol gösterici.

Mutfak Penceremden takip etmeyi sevdiğim diğer bir site. Benim YaptımYedim’i ilk yapmaya başladığım zamanlarda bir arkadaşım bahsetmişti annesinin yaptığı bu siteden. Tarifleri okurken bile ağzınızın suyu akıyor. İlk dikkatimi çeken de sitenin en üstünde bulunan fotoğraf olmuştu. Mutfağın lavabosunun pencere kenarında bir görüntüsü…

Bu yazıları kaçırmayın!

Vedat Milor neler yapmış bu hafta diye bir göz atayım dedim… Mersin’e gitmiş tantuni yemiş onu yazmış. Memoş Tantuni’ye gitmiş anlaşılan… İyi tantunicilerden biridir Mersin’de. Ben yine de Acı tantuniyi tavsiye ederim. Bu arada benim tantuni ile ilgili yazıma da göz atın isterseniz.

Bir Antakyalı olarak Hatay biberinin acısının üzerine tanımam derdim. Ta ki Vasabi ile tanışana dek. Guardian’da bu hafta acılık ölçeğine göre yedi acı biberi tanıtıyor bu yazıda. Hatay/Samandağ biberinin acısı bu ölçekte nerede kalıyor bilmiyorum. İnternetten şöyle bir araştırdım ama pek bir şey çıkmadı. Araştırmaya devam…

The Guardian’ın ‘Food & Drink’ bölümünde özellikle haftasonları güzel yazılar oluyor.. Geçen hafta pazar günü (Bu haftanın dışında kalsa da bu seferlik paylaşıyorum…) Katalanların kış festivali Calçotada ile ilgili güzel bir yazı okudum. Bu sene 25 Ocak’a denk gelen festivalde, mangalda pişen ve romesco sosuna batırılarak yenen taze soğanlar festivalin en önemli yiyeceği. Ama yemek biraz ustalık gerektiriyor. Neden mi? Yazıya bir göz atın isterseniz.

Bir Tarif…

Hafta boyunca burada paylaşabileceğim güzel ve özgün bir tarif aradım internetten. Evde pizza tarifi buldum bir tane… Zamanım olursa deneyeceğim. Belki siz de denemek isterseniz işte tarifi burada.

Bir diğer tarif de burada. Pratik tarifleri seviyorum… 

Son olarak…

Bitirmeden bir de kitap önermek istiyorum… Asya kökenli bir Amerikalı olan Ann Mah’ın  Mastering the Art of French Eating adlı kitabını geçtiğimiz aylarda Paris’ten aldım. Açıkçası önce pek ilgimi çekmedi. Çok turistik diye düşündüm. Kitabı gördüğüm kitapçıya bir kere daha uğradığımda Fransız Mutfağını anlatan ingilizce yazılmış güzel bir kitap bulamadığımdan, alayım bari dedim. İyi ki de almışım. Bu hafta kitabı keyifle okudum. Fransız mutfağına çok aşina değilseniz, tanışıklığınız benim gibi 3-5 günün ötesine geçemediyse bu kitaptan çok şey öğreneceksiniz.

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Write a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir