Eyl 092018
Gastro-diplomasi nedir ne değildir?

Kaynak:theitaliangastrodiplomat.com

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

 

Gastro-diplomasi günümüzün en popüler kavramlarından. Gün geçtikçe artan bir şekilde basında görüyoruz, duyuyoruz, okuyoruz: yeni diplomatik silah olarak gastro-diplomasi, gastro-diplomasinin öncüleri olan şefler…[1]Türkçe’de ağırlıklı olarak kullanılan gastro-diplomasi kavramı yanında yemek diplomasisi, mutfak-diplomasisi, gastro-turizm, mutfak-turizmi, sosyal gastronomi, ve Türkçe’ye tam olarak çeviremediğimiz culinary diplomasi gibi terimler etrafında gelişen bir alandan bahsediyoruz.

Peki 10-20 sene öncesine kadar aklımıza getirmediğimiz bu kavramlar ne anlama geliyor? Bugün Türkçe yazında sık sık gördüğümüz gastro-diplomasi kavramının yukarıdaki paragrafta sıraladığımız diğer terimlerden farkı var mı? Varsa nedir? Bu yazıda, uzun zamandır benim de kafamı meşgul eden bu sorulara yanıt aramaya çalıştım.

Öncelikle bu terimlerin birçok yerde birbirleri yerine kullanıldığını, aslında çok yakın anlamlar içerdiğini ancak nüanslar barındırdığını ve özellikle Türkçe yazındaki karmaşanın bazı kavramların tam olarak Türkçe’ye çevrilememesinden kaynaklandığını söyleyerek başlayalım ve terimleri tek tek açıklamaya girişelim.

Culinary diplomasi ilk etapta karşımıza şemsiye bir terim olarak çıkıyor. Araştırmacı Sam Chappel-Sokol’a göre culinary diplomasi yemeğin etkileşim ve işbirliğini artırmak umuduyla kültürlerarası etkileşim yaratması için araç olarak kullanılması anlamına geliyor[2]. Yemek üzerinden iletişim kurmak amacı taşıyor. Bir masanın iki tarafında farklı görüşlere ve muhtemelen farklı siyasi ideolojilere sahip kişilerin kurdukları iletişim… Yemeğin ilişki kurma ve geliştirme amaçlı kullanımı…

Peki o zaman neden bu kadar çok terim var derseniz bu iletişimin farklı alanlarda kullanımında ayrıştırıcı kavramlara duyulan ihtiyaçtan bahsedilebiliriz. Ne de olsa yaşamımızın vazgeçilmezi olan yemek günlük yaşantımızın en ince ayrıntısına kadar nüfus etmiş, kendimizi, kültürümüzü, yeri geldiğinde ötekine karşı bizi sadece kamusal alanda değil ulusal ve hatta uluslararası alanda ifade etme aracı haline gelmiştir. Dahası, başkalarına yardım ederken, doğa ile ilgili düşünürken merkeze aldığımız bir olgu halini almıştır.  Hal böyleyken, bu farklı amaç ve katmanlarda yemeğin araçlaştırılması için farklı terimlere ihtiyaç oluşmuş olması çok doğal.

Tüm bu terimler arasında dikkat çeken en büyük ayrımın gastro-diplomasi ve culinary diplomasi arasında yaratıldığını söylememiz mümkün. Günümüzde araştırmacılar her iki kavramın da birbirleri yerine kullanılabildiği gerçeğinin farkında olmakla beraber, gittikçe popülerleşmekte olan gastro-diplomasi terimini culinary diplomasi şemsiyesinden çıkartıp, gastro-diplomasiye farklı kültürler ve o kültürlere ait bireyler arasında kamusal alanda gerçekleşen yemek paylaşımı anlamını yüklemekteler. İnsanlar arasında yaşanan bu etkileşim yeri geldiğinde etnik restoranlarda yenen yemekler olabilirken, bazen de gittikçe artan yemek turizmini de kapsar hale gelmiştir.

Paul Rockower’e göre bu tanımıyla gastro-diplomasi farklı toplumların yabancı kültürler ile yemek üzerinden temas kurmasını sağlarken culinary diplomasinin önünü açarak devletlerin ekonomik ve politik çıkarlar gözetme potansiyeli yaratmaktadır. Bu anlamda, culinarydiplomasi -şemsiye anlamından sıyrılarak- yemeğin kültürler arası iletişimi artırmak ve işbirliği zemini yaratmak amaçlı araç olarak kullanılması anlamını taşımaktadır.[3]

Özetle, gastro-diplomasi daha çok vatandaşlar ve halklar arası kurulan iletişimi hedeflerken culinary diplomasi daha resmi düzeyde gerçekşeşir. Hükümet düzeyinde gerçekleştirilen yemekler, devletlerin ya da uluslararası örgütlerin katıldığı, yer yer organizasyon sahibi ülkenin kendi gücünü ortaya koymak amaçlı yemeği araç olarak kullandığı zirve yemekleri gastro-diplomasiden çok culinary diplomasi örneğidir.[4]En yakın örneğiyle, ABD Başkanı Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında yenen öğle yemeği olarak verilebilir. 2012 yılında Amerikalıların Çin heyetini ağırlarken Çin kökenli Amerikalı bir şef tercih etmeleri, 2007 yılında Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin diplomatik yemeklerde peynir tabağı bulundurmama kararından ağırladığı Alman başbakanı Angela Merkel’in peynir yemeği sevmesi üzerine vazgeçmesi ile örnekler çeşitlendirilebilir.[5]Bu haliyle culinarydiplomasi karşımıza dış politikanın önemli bir enstrumanı olarak çıkar. Culinarydiplomasi ile aynı anlamı taşıyan devletler düzeyinde yemeğin araç olarak kullanımını içeren mutfak diplomasisi terimi çok yaygın olmasa da kullanılmaktadır. Bunun yanında Culinaryya da mutfak diplomasisinin içine yemek alanında ulus markalaşmasını (culinary nation branding) de girebilmektedir. Buna örnek olarak devlet tarafından uluslararası alanda desteklenen restoran projeleri, geleneksel tatları korumak ve yaymak için turizm ve ticaret alanlarında atılan adımlar sayılabilir.

Bu alanda çok sık karşılaştığımız bir kavram da yemek diplomasisi.  Bu kavramı gastro diplomasi yerine çok sık kullana gelsek de aslında bügün çok farklı bir anlamda kullanılmaktadır. Yemek diplomasisi yukarıda açıklanan terimler yerine kullanılan terimlerin en eskisi olmasına rağmen bugün yemeğin hükümetler ve uluslararası örgütler tarafından yardım amaçlı kullanılması anlamına gelmektedir. Mesela Dünya Gıda Programı çerçevesinde yapılan gıda yardımları bu kategoriye girmektedir.

Son olarak, bu kavram zenginliğine sosyal gastronomi terimini de ekleyelim. Sosyal gastronomy yemek diplomasisini de içinde barındıran, yemeğin yardıma ihtiyacı olanlara ulaştırmasını amaçlamakla beraber, insanların gıda sektörü üzerinde iş sahibi olmalarının sağlanmasına ve dünyada atıkların azaltılması gibi cevreci bir amaca da hizmet etmektedir.

Daha önce de belirttiğim gibi bügün bu kavramları birbiri yerine kullanılırken görürseniz şaşırmayın, bu sadace Türkçe yazında değil yabancı yazında da çok sıkça karşımıza çıkıyor. Aslında çok da yanlış kullanıldığını söyleyemeyiz. Ancak terimler artıkça anlamda farklılaşmalar oluşuyor. Farkında olmakta fayda var…

[1]Bakınız: https://www.dw.com/tr/dönem-gastro-diplomasi-dönemi/a-18232503; http://t24.com.tr/haber/donem-gastro-diplomasi-donemi,285962

[2]CHAPPLE-SOKOL Sam (2013). Culinary Diplomacy: Breaking Bread to Win Hearts and Minds, The Hague Journal of Diplomacy 8, s. 162

[3]Rockower, Paul S. “Recipes for Gastrodiplomacy.” Place Branding and Public Diplomacy 8, no. 3 (2012): 235-46.

[4]“On Culinary Diplomacy”, The Public Diplomat Podcast, 27 Şubat 2014.

[5]Bakınız: https://www.dw.com/tr/dönem-gastro-diplomasi-dönemi/a-18232503

Share on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Write a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir